Word Cloud "Gamification"

Gamification İçin Uzmana İhtiyacınız Var Mı?

Geride bıraktığımız senede neredeyse her plan döneminde en az bir kere bir projesi planlanmaya çalışılan ancak nasıl yapılacağı ve ne işe yarayacağı pek anlaşılamadığı için bir türlü başlatılamayan taleplerden biridir gamification. Ben özellikle oyunlaştırma değil de gamification kullanıyorum çünkü bazı isimlerin dilimize çevrildiğinde tam olarak aynı anlamı taşımadığını düşünüyorum. Öncelikle gamification kavramına bakalım…

Nedir Bu Gamification?

Wikipedia’daki açıklamaya göre;

Gamification, oyun felsefesinin, oyunsal düşünmenin ve oyun mekaniklerinin oyun-dışı alanlarda, motivasyonu arttırmak ve kullanıcıları problem çözmeye teşvik etmek için kullanılmasıdır.

Yani diyor ki; normalde oyunla alakası olmayan bir iş yapıyorsunuz, fakat kullanıcılarınızın daha fazla katılımcı olması için sanki onlara oyun oynadıkları hissiyatını vermek istiyorsunuz. Aslında temelde yalnızca sizin ürün veya hizmetinizi kullanıyorlar ancak oyun motivasyonları onları bunun mecburen yapılmadığı tam aksine eğlence için yapıldığı algısını yaratıyor.

credit-card-stack-21263285Esasen uzun yıllardır hepimiz bahsi geçen oyunların birer oyuncularıyız. Meşhur kredi kartlarının verdikleri puanlar, bonuslar, miller tam da böyle bir algının sonucu. Siz alışveriş yapıyorsunuz sonuçta ödülleriniz oluyor. Bir başka deyişle; siz ödülleri topluyorsunuz sonuçta alışveriş yapmış oluyorsunuz. Hangi taraftan bakarsanız bakın, siz harcıyorsunuz, elde ettikleriniz ise verdiklerinizin yanında söz konusu bile değil. Ama itiraf etmemiz gerekiyor ki biriken puan veya bonuslarla birşey alınca bedava almış hissi de oluşmuyor değil.

unnamedFarmVille ile birlikte gelip, Candy Crush ile devam eden gerçek anlamda oyun dünyası, sonraları da sosyal platformlardan FourSquare (yeni adıyla Swarm) ile karşılaştığımız uygulamalar da bu dünyanın birer parçası. Aslında yalnızca oyun oynuyorsunuz ama bir bakıyorsunuz ki bir bölümü geçmek için Facebook hesabınıza bağlanmanız ve bir arkadaşınızdan yardım istemeniz gerekiyor. Dolayısıyla da uygulama bu şekilde yayılıyor. Swarm’da ise durum biraz daha farklı. Swarm-FoursquareGezdiğiniz, gördüğünüz ya da bulunduğunuz yerlerde uygulama üzerinden check-in yapıyorsunuz ve uygulama sizi yine arkadaşlarınızla paylaşabileceğiniz bir ortam sağlıyor. Arkadaşlarınıza nerede olduğunuzu, ne yediğinizi paylaşmak için bir nevi bahane üretiyor yani… Daha birçok bu ve benzeri uygulama örneği verilebilir.

Nasıl Geliştirebilirim?

Gamification ile ilgili bir sürü akademik çalışma ve analiz makalelerini bulabilirsiniz. Ben günümüz yöneticilerinin kavraması ve fantazi kurmadan önce öğrenmesi gereken temel birkaç maddeden bahsedeceğim:

  1. Aksiyonların listesini oluşturmak
  2. Kullanıcı segmentasyonunu hazırlamak
  3. Kazançları belirlemek
  4. Entegrasyon
  5. Katılım ve Paylaşma (Engagement and Sharing)
1. Aksiyonların Listesini Oluşturmak

6ad300563fb61e8895475d84f0d25142İlk olarak yapmanız gereken kullanıcılarınızın ürün veya hizmetinizle neler yapabildikleri. Örnek vererek açıklayalım; bir banka iseniz kredi kartı sahibi olmak, belirli tutar harcama yapmak, vadeli hesap açmak, döviz hesabı açmak, otomatik ödeme talimatı vermek gibi örnekleri sayabiliriz. Ayrıca bu ürünleri daha çok kullandırmak istediğinize göre birkaç fatura talimatı vermek ayrı bir aksiyon olarak listeye eklenebilir. Başka bir örnek ise e-ticaret dünyasından olsun; siteye giriş yapma temel bir aksiyon iken, bir kategoriden alışveriş yapmak veya aynı kategoriden tekrarlı alışveriş yapmak gibi birçok aksiyonu sayabiliriz. Varmak istediğim temel nokta şu: Elinizdeki ürün ve/veya hizmetlerin tamamını, tekrarlı bir şekilde kullandırmak istediğiniz biçimde hatta uzun süre bir hizmetin kullanılmadıktan sonra tekrar aynı kullanılacağı ihtimaliyler bir liste yapmanız. Bu sayede en temel veya en üst düzey müşterinizin neler yapmasını istediğinizi de resmetmiş olacaksınız. Şunu unutmayın hangi aksiyonun hangi değeri ürettiği ile ilgili henüz bir şey belirlememelisiniz.

2. Kullanıcı Segmentasyonunu Hazırlamak

customer_listKullanıcılarınızın basit bir segmentasyonunu yapmanız gerekiyor. Bunun için varsa üyelik modelinizden veya şayet elinizde varsa müşteri bilgilerinden faydalanabilirsiniz (Burada hemen belirteyim, müşteri bilgilerinin girilmesini de bir önceki başlıktaki listeye dahil edebilirsiniz). Kadın-erkek, yaş aralığı, lokasyon vs gibi temel bir takım bilgiler işinize yarayabilir. İşinizle örtüştüğü noktada hedef kitlenizi ön planda tutmanız gerekiyor. Neticede birkaç parçaya da ayırabilseniz kimin ne tür aksiyonları yapabileceği ile ilgili bir fikriniz olabilir.

3. Kazançları Belirlemek

customer-engagement-gamificationBurada “Kazanç” kelimesini özellikle kullandığımı belirtmek isterim. Zira ne yalnızca bir puandan bahsediyorum ne de bir rozetten. Bildiğimiz oyunlarda genelde puanlar kazanılır ve bir sıralama vardır. Ancak son zamanlarda gördükki birçok uygulamada bir rozet mantığı üretiliyor (forumlarda denk gelmiştir). Bunlar askeri rütbeler olabileceği gibi, alınan hizmete uygun olarak sanal olarak oluşturulmuş birer rozet de olabilir. Bu aşamada yapmanız gereken nasıl bir mantık kurgulamak istediğiniz. Her modeli seçebilirsiniz, fakat şunu unutmayın; şayyet puan gibi sürekli artan bir model seçerseniz bir noktadan sonra yeni kullanıcılarla uzun süredir kullanıcınız olan oyuncuları yanyana getirmekte zorlanırsınız. Söylemek istediğim, oyuna yeni katılan bir oyuncu da, yıllardır oyunun içinde olan bir oyuncu da yeni bir ürün veya hizmet kullandıkça birşey olmasını bekleyecektir. Maddi veya manevi bir kazanım elde etmeyecekse kullanıcılar bir süre sonra sıkılacaktır.

4. Entegrasyon

integrationBu aşamada listelediğiniz aksiyonlar – kullanıcı segmentasyonunuz – kazançlarınız arasında entegrasyon kurmanız gerekiyor. Aslında en kritik noktalardan birisi burası. Yani kim, ne yapınca, ne kazanacak? Bu temel sorunun cevabı sizi sonuca götürecektir. Bu aşamanın en kritik ve bence amatörler tarafından en çok ihmal edilen kısmı ise şu; kullanıcıları yeni ürün veya hizmetleri kullanmak için tabi ki teşvik etmeye çalışacaksınızdır, fakat kullanıcılar sürekli aynı ürün veya hizmetleri alsalar bile oyunun içinde olmalı, yani birşeyler kazanmalılar. Hiç bitmeyen bir döngü oluşturduğunuzda başarılı olmamanız için bir neden yoktur. Örneğin; bir banka müşterisi yalnızca vadesiz hesap ve kredi kartı kullanıyor ancak başka bir ürünü yok. Bu durumda sürekli aynı puan veya rozette tutmak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Bunun yerine vadesiz hesabındaki tuttuğu bakiye arttığında veya üst üste –yapmak zorunda olsa bile- kredi kartı borcunu zamanında ödediğinde bir kazanç sağlayabilmelidir. Unutmayın döngü hiç bitmemeli…

5. Katılım ve Paylaşma (Engagement and Sharing)

people_cloud-300x274Bu aşama bence hem biraz opsiyonel hem de biraz riskli. Günümüzde her ne kadar popüler olsa da kullanıcılarınız yaptıkları herşeyi paylaşmak istemeyebilir. Ya da iş modeliniz buna uygun olmayabilir. Örneğin kimse “Hesabıma 2000 TL para yatırdım!” diye bir bilgiyi sosyal medya hesaplarında paylaşmak istemez. İş modeliniz paylaşıma uygun ise ürün ve hizmetlerinizin yayılması daha kolay olacaktır elbette. Fakat bunun da çözümleri var. Mesela tavsiye bunlardan en güçlüleridir. “Referans ile yeni müşteri getirmek” başlıklı bir aksiyonunuz ve geri dönüşü yüksek olan bir kazanımı kullanıcılarınızı yüreklendirecektir.

8 Surprising Gamification Statistics
8 Surprising Gamification Statistics

Sahip olduğunuz iş modeli, kendi yöntemleriniz ve mevcut kullanıcılarınızın istatistikleriyle birlikte kendi modelinizi rahatlıkla oluşturabilirsiniz. Başlarda sade gibi görünse de, kontrol altında büyüttüğünüzde bir süre sonra kağıtlara sığdıramayacağınız bir model ortaya çıkacaktır. Benim fikrim; bunun için bir uzmana ihtiyacınız yok. İşinizi en iyi bilen siz, iyi bir analizle rahatlıkla üstesinden gelirsiniz…

Girişimci için lüks…

EntrepreneurSon zamanlarda çok popüler olan bir konu: Girişimcilik! Önceleri bir fikrimiz olsa da kolay yoldan para kazansak diye düşünenlerin yerini şimdilerde fikrimiz var ama paramız yok, yatırımcı lazım diyenler almış durumda. Her ne kadar genlerimizde dolaşan çılgın özgüven sayesinde, ne doğru dürüst bir iş planı hazırlamayı, ne ürünümüzü dışarıda test etmeyi, ne de şirketimizi/iş modelimizi doğru değerlemeyi beceremiyoruz. Bu da fon ya da yatırımcı bulma süreçlerimizi zorlaştırıyor. Bu nedenledir ki, “Yetenek Sizsiniz” tadında “Dragons Den” benzeri yarışmalar düzenleyip firmaların reklamını yapmaktan ileri götüremiyoruz. Oysa yola çıkarkenki amaç, girişimcilerle yatırımcıları buluşturmaktı.

Girişimcileri, yatıcımcılar, girişim evleri veya diğer girişimcilerle buluşma noktasında önemli noktalardan biri de girişimcilikle ilgili düzenlenen organizasyonlar. Bir sürü başarılı girişimci ve yatırımcının bir araya geldiği lüks otellerdeki etkinliklerden bahsediyorum. Özellikle lüks oteller dedim çünkü bazı girişimciler için bu organizaysonlara katılmak gerçekten lüks kaçabiliyor. Katılım bedelleri dolar ve euro larla telaffuz edilirken, katılmak için içi giden bir sürü kişi teselli olarak online yayınlardan takip etmeye çalışıyor. Yayın yeterli derecede iyi olur ise ancak konuşmaları dinleyebiliyor fakat herhangi biriyle tanışma fırsatından mahrum kalıyorlar.

dolar-gune-1-932-tl-euro-2-5693-tl-den-basladi-4941555_1626_o

Peki burada çözüm ne?

Aslında çözüm katılamayan girişimcilerin kendilerinde bitiyor. Girişimciliğin belki de ilk derslerinden birini alıp o kadar da şanslı olmadığınızı anlamalısınız. Şayet bahsi geçen organziasyonlara katılmak için yeterli bütçeniz yoksa, kendi ayaklarınızın üzerinde durabilmek için kendinizden başka dostunuz yok. Eğer gerçekten ürününüze güveniyor ve birilerinin dikkatini çekebileceğini, para kazanacağınızı düşünüyorsanız bunun için daha çok çalışarak ileride sahnede olmak için hırslanabilirsiniz. Ancak karamsarlığa kapılırsanız, zaten girişimcilik için yeterli motivasyonunuz yoktur ve ne kadar erken dönerseniz o kadar az zararla ama bir o kadar tecrübeyle bu işten çıkarsınız.

77979722-87e3-430f-b0a1-29933dfa2782

Bir konuda gerçekten haklısınız. Organizasyon katılım ücretleri gerçekten yüksek. Bu sizin suçunuz değil elbette. Sonuçta organizasyonu yapan da hayır için yapmıyor ve para kazanmayı amaçlıyor. Burada sorulması gereken soru şu: Milyon dolarlık sponsorlar organizasyonu karşılarken veya karşılaması gerekirken, zaten zar zor 3-5 kuruş kazanmaya çalışan girişimciden yüzlerce dolar/euro istemek doğru mu?

Geçen Hafta Neler Oldu? – 1

Bu başlık altında geçtiğimiz hafta gerçekleşen – bence anlamlı ve yakalayabildiğim – gelişmeleri paylaşmaya çalışacağım…

  •  Yaşanan Charlie Hebdo saldırları sonrasında Fransa’da internet sansürü yasalaştırılıyor. Tahmin edebileceğiniz gibi, bir takım önlemler alacağız bahanesiyle amaç alehtarları kontrol altında tutabilmek. Özellikle sosyal medya sitelerinin gücünü gördükten sonra…
  • Ülkemizde henüz değerli IT yöneticilerimiz bile Apple Pay’in ne olduğunu anlamamışken; JetBlue, Apple Pay ile ödeme kabul eden ilk havayolları oldu. Ayrıca Amerika’da devlet ödemeleri de Apple Pay ile yapılabilecek. Ama neyse ki hızlı kopyalayan bir ülkeyiz…

  • Bir de buna bakalım: Shell’de Paypal ile ödeme yapılabileceğini duyurmuş. Yani benzinliğe gidiyorsunuz, benzin alırken QR kod ile pompayı belirleyip ödeme yapıyorsunuz. Süper değil mi? Günün birinde bir Turkcell etkinliğinde Shell Türkiye’de çalışan birine cep telefonuyla benzin ödemesi yapılabilir dediğimde, “Öyle benzin alınmaz!” diye burun kıvırdığını dün gibi hatırlıyorum.
  • İspanya’da BQ şirketi Ubuntu işletim sistemine sahip ilk akıllı telefonu piyasaya sundu.
  • Twitter, markalarla internet fenomenlerini buluşturan Niche’yi en az 30 milyon dolara satın aldı. Henüz hergün RT’lediğimiz, kendi jargonuyla Twitter ve Vine fenomenlerinin para kazandığını halkımızın yarısı bilmiyorken, fenomenleri markalarla buluşturmayı hedefleyen şirketler pazar bulmaya başladı bile.
  • Finlandiya’da el yazısı ile okuma yazma öğretimine son verilmiş. Gayet başarılı bir adım. Klavyeler herşeyden üstün.
  • Geçtiğimiz hafta İsviçre bankalarından HSBC’nin hesapları deşifre oldu. Dilerseniz bu linkten detaylarına bakabilirsiniz. 3105 kişide 3.5 milyar $. Yaklaşık olarak son dönemde yapılan bedelli askerlik başvurularından toplanan para kadar.
  • Türkiye Bankalar Birliği internet ve mobil bankacılık istatistikleri ile ilgili son raporunu yayınladı. Bu tip verilerin çok faydalı olduğu konusunda hemfikiriz, lakin daha detaylı verilere ihtiyaç olduğu da aşikar. Webrazzi PRO bu konuda başarılı, şayet sürekli olarak bu ve benzeri verilere ihtiyaç duyuyorsanız göz atmanızda fayda var. Bir örneğini aşağıda bulabilirsiniz.
  • California’da hedef kitlesi kadınlar olan ve giysi kiralamaya yarayan bir şirket var: Letote. Bir çok şey bulabiliyorsunuz. Deneme olarak 5 elbise, 5 takı seçtiğimde ücretsiz gönderimle birlikte 49$ gibi bir rakama ulaşabiliyorum. Ülkemizde çok yakında bu konuda bir girişim seyredebiliriz.
  • Bir değişik tecrübe de kayak yapanlar için: RideOn! Arttırılmış gerçekliğin ne olduğunu bilmeyenler de bu sayade biraz daha yakından görebilirler.
  • Cumhurbaşkanımız da sonunda – kendisi pek hazzetmese de – Twitter’dan kendi eliyle twit yayınladı. Sonuna “RTE” yazdığı için hemen herkes kendisi yazdığını anlamış olacak ki bir çok yerde haber yapıldı.

Bugün 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü. Bu zehre karşı sen de iradene sahip ol ve #SigarayaTeslimOlma RTE

— Recep Tayyip Erdoğan (@RT_Erdogan) February 9, 2015

  • Son olarak bir Twitter istatistiği. Sevgililer Günü’nü geride bıraktığımız şu günlerde Türkiye, Dünya’da “Seni seviyorum” diyen 6. ülkeymiş.